İslamiyet'ten Önceki Türk Edebiyatı

 İslamiyet'ten Önceki Türk Edebiyatı

  Okunma: 1814 - Yorum: 1
  1. #1
    Her ulusta olduğu gibi,Türkler’de de,daha yazının bilinmediği zamanlar

    da dahi sözlü bir edebiyat vardı. Sözlü edebiyat, kuşaktan kuşağa, ağızdan geçerek sürüp giden bir edebiyattır.

    İslamlıktan önceki çağlarda,sanatlar birbirlerinden ayrılarak bağımsız hale gelmeden önce, Türk toplumunda şairler aynı zamanda rahip, büyücü, bilici, hekim, dansçı ve musikci idiler. Bunlara Tonguzlar şaman, Altay Türkleri kam, Yakutlar oyun, Kırgızlar baksı, Oğuzlar ozan derlerdi. Bunların, Tanrılara kurban sunmak, ölülerin ruhlarının gökyüzüne çıkması için yol göstermek, kötü cinlerin getirebileceği hastalık vb. gibi kötülükleri büyü ile önlemek, hastaları sağıtmak, gelecekten haber vermek gibi görevleri vardı. Bütün bu işler özel törenlerle yapılır, bu törenlerde şamanlar çoşup kendilerinden geçerek çalar, söyler, dans niteliği taşıyan hareketlerle sıçrar, toplumu etkileri altında bırakırlardı. Bu dinsel törenlerde musıki ve dansla birlikte söylenen sözler, Türk şiirinin ilk örnekleri sayılmaktadır.

    Din törenleri zamanla din dışı eğlenceler haline gelince, şairlik ayrı bir meslek halini almışsa da, uzun zaman yine musıkicilikle birlikte yürümüş, şiirle musiki çok daha sonraki devirlerde birbirinden ayrılmıştır. Şairler, o çağda, şiirlerini kopuz denen bir sazla söylerlerdi.

    Bu ürünler eski Türk topluluklarının sığır, şölen ve yuğ adını verdikleri törenlerden doğan ürünlerdir.
    Sığır: Av törenlerine denir.
    Şölen: Kurban törenlerine denir.
    Yuğ: Yas, ölüm törenlerine denir.

    Bu törenler şamanlar, kamlar, baksılar ve ozanlar tarafından yönetilir. Bunlar sazlarıyla bu törenlerde bazı destan parçalarını veya koşuk, sagu adı verilen şiirleri söylerlerdi.


    İslamiyet Öncesi Türk Şiirinin Özellikleri:


    -Hece ölçüsüyle söylenmiştir.(7’li,8’li,12’li)
    -Yarım kafiye kullanılmıştır.

    -Nazım birimi dörtlüktür.

    -Dildeki kelime sayısı sınırlı kalmıştır,yabancı dillerin etkisi yoktur

    -Tabiatla iç içe oldukları için sanatçılar benzetmelerde tabiattan yararlanmışlardır.

    -Şiirlerde işlenen konular:kahramanlık,yiğitlik,ölüm,savaş ve aşktır.


    Bizi Takip Edin ▼
  2. #2
    İslamiyet'ten Önceki Türk Edebiyatı

    Tarih araştırmalarına göre Türkler'in anayur­du Orta Asya'dır. Türkler'in Orta Asya'daki

    kültür ürünlerinin tümü bugüne gelebilmiş değildir. İlk Türkçe yazılı belgelerin 6. yüzyıl­dan kaldığını göz önüne alırsak bu dönem edebiyatı ile ilgili temel belgelerin elde olma­dığı söylenebilir.

    Sözlü Gelenek
    Kaşgarlı Mahmud'un 11. yüzyılda yazdığı Divanü Lügati't-Türk (Türk Dilleri Sözlüğü) adlı kitabında dönemin sözlü ürünleri de yazılı olarak yer alıyordu. Sözlü edebiyat geleneğinde şiir önde geliyordu. Kam, baksı, ozan, şaman adı verilen ilk şairler kopuz denen telli bir çalgı eşliğinde şiirlerini seslendiriyorlardı. Aprınçur Tigin, Çuçu, Kül Tarkan, Çısuya Tutung, Asıg Tutung, Sungku Seli ve Kalım Keyşi yapıtla­rından örnekler bulunan ilk şairler arasında­dır. Bu şairler dörtlük düzeninde ve hece ölçüsüyle yazdıkları şiirlerinde sevgi, kahra­manlık, din gibi çeşitli konuları işlemişlerdir. Yazdıkları şiirleri adlandırırken koşug, kojan, takşut, ır (yır), şlok, kavi, basık gibi adları kullanmışlardır. "Koşuk"lar sevgi, doğa gü­zellikleri gibi konuları; "sagu"lar ölen bir kimsenin ardından duyulan acıyı, onun yiğit­liklerini anlatırdı. "Destan"lar ise, hemen her ülkede olduğu gibi, toplumu çok yakından ilgilendiren, toplumsal bilinçte yer etmiş olaylarla ilişkiliydi. "Sav"lar (atasözleri) da sözlü gelenek içinde önemli bir yer tutar. Kaşgarlı'nın sözlüğündeki bazı atasözleri bugün bile Türkiye Türkleri arasında yaşamaktadır.

    Yazılı Gelenek
    İlk Türkçe yazılı belgeler 6. yüzyıldan kalan Yenisey ve 8. yüzyıldan kalan Orhun yazıtlarıdır. Özellikle, anı-söylev tü­ründe yazılmış olan Orhun Yazıtları, Türk dünyasının toplumsal yaşamı, kültür ve sanatı konusunda çeşitli yönlerden zengin bilgilerle doludur. Uygur Türkleri'nden kalma yazılı ürünler arasında da Altun Yaruk (Altın Işık) adını taşıyan ve Budacılık'ın kutsal kitabının çevirisi olan yapıt vardır. Uygur edebiyatında çeviriler ağırlıktaydı, dinsel içerik önemli bir yer tutuyordu. Bu alanda Çeştani Bey, Kutsal Tavşan, Maymunlar Beyi, Prens Kalyanam-kara ve Papamkara hikâyeleri özellikle anıla­bilir.