İLÇENİN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ

PESSİNUS ŞEHRİ (BALLIHİSAR KÖYÜ)PESSİNUS ŞEHRİ (BALLIHİSAR KÖYÜ)

Antik Pessinus şehri Sivrihisar’a 16 km uzaklıkta ve ilçenin güneyindeki, şimdiki Ballıhisar Köyü adıyla anılan yerleşim merkezindedir. Hitit sonrası dini inançlarla tanrıça KYBELE adına ve sevgilisi inancına kurulmuş bir Frig şehridir. Frig çağında büyük ve tanınmış bir şehir olan Pessinus ticaret yanında tanrıça Kybele ve Attis için yapılan ayinleri ile ün salmıştır. Bu zamanda doğu ve batıdan gelip güneye inen ilk ticaret yolları (Kral yolu) Pessinus tan geçmekteydi. Roma ve Bizans çağlarında defalarca onarılarak uzun müddet kullanılmıştır. Pessinus’u zengin eden bu önemli yolun kalıntılarını şehir girişinin sağ tarafında halâ görmek mümkündür. Bir Anadolu şehri olan Pessinus, Tanrıça Kybele’nin ayinlerinin yapıldığı merkezdir. Bu maksatla Kybele’ye ithafen şehirde büyük bir mabet yapılmıştır. Bugün mabede ait mahalli taşlarla yapılmış altyapısı halen ayaktadır. Dikdörtgen şeklinde bulunan mabedin kısa tarafında 6, uzun tarafında ise 11 sütûn bulunmaktadır. Bu planı ile her ne kadar Yunan mabetlerini andırırsa da mabedin değişikliğe uğratıldığı ortaya çıkmaktadır. Mabet duvarlarının inşaat teknikleri tamamen yerlidir. Altyapı açısından Aizani Şehri (Kütahya- Çavdar hisar) Frig Kybele mabedi ile benzerliği vardır.

Helenistik çağda (M Ö 3. Y Y) şehir Grek hakimiyeti altına girdi. Pessinus Şehrinin yapı ve planları Yunan anlayışına göre düzenlendi. Mabet tamamıyla onarıldı. Meclis binası, çarşı (stoa) yollar, kanal ve tiyatro kuruldu.

Pessinus M Ö 25 yılında Augustus zamanında Roma hakimiyetine girerek Galatya eyaleti oldu. Şehir bu çağda çok gelişti ve büyüdü. Hatta yeni mahalleler ilâve edildi. Şehrin içinden geçmekte olan su kanalı mermerlerle onarılarak iki yanı heykellerle süslü muhteşem bir hale getirildi. Hatta merdivenlerle girilen bir havuz havasına büründü. Şehir kendi adına para basma imtiyazına sahip oldu. Mahalli Kybele dini inanç ve ayinlerine saygı daha da arttı.Kaynak Hatta bu tarihlerdeki Anadolu inancını Roma’ya hissettirdi. Bu sebepten de Roma Senatosu Sibyilline’nin isteği ile bir elçi tarafından alınarak Palatine Mabedine kondu. Bizans çağında şehir çok akımsız kaldı. Yeni bir şey yapmaktan ziyade eski yapılar sökülerek basit iskân malzemesi olarak kullanıldı. Bu arada mabedin üst yapısı da söküldü. Ancak alt yapısı açılan bazı kapılarla tekrar kullanıldı. Bugün mabedin karışık olan planı da bu tahribatın neticesidir. M S 800 yıllarında ise şehir bütün vasıflarını kaybetti Bundan faydalanan Justiniapolis (Sivrihisar) üstünlüğü ele aldı. 1967 yılından buyana Belçikalı Arkeolog tarafından kazılar yapılmaktadır.

SİVRİHİSARDA SELÇUKLU ESERLERİ
Sivrihisar’ı 1038 tarihinde ellerine geçiren Selçuklular, şehrin gelişmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Sivrihisar Selçuklular zamanında 300 seneye yakın uçbeyli olarak kalmıştır. Bu süre içinde parça parça bölgeye gelen Türk Kahramanlarının yığınak yeri haline gelmiştir. Bu sırada Konya Fars Edebiyatının merkezi haline gelmiştir. Aynı zamanda ahilik ve Bektaşiliğin beşiği olmuştur. Devlet teşkilâtı gibi büyük teşkilâtı olan ahilik ve bunun kolu olan Bektaşilik burada ünlü kişilerin yetişmesine sebep olmuştur. Bunlardan bazıları Karaca Ahmet Sultan, Seyyit Nurettin, Yunus Emre, Ahi Rüstem, Ahi Evren, Ahi Şerafettin, Nasreddin Hoca, Ordu kadısı Celâlettin, Hazinedar Necibittin Mustafa en başta gelenleridir.

Bu zamanda yetişen şahısların yaptıkları eserlerden bazıları şunlardır : Selçuk Bey’in (Umur Bey’in Babası) 1192 yılında yaptığı Akdoğan Mescidi, Akdoğan Çeşmesi,Umur Bey tarafından yapılan eserler “1192 yılında Gecek Köyündeki cami-minaresi ve çeşmesi, Hamakarahisar Köyündeki kaplıca.” Emir Seyfettin Kızılbey tarafından 1279 yılındaki kaplıca karşısındaki cami. Eminiddin Mikâil’in yaptırmış olduğu İç Anadolu’nun en büyük ahşap camisi, o devirde Sivrihisar’da bulunan 18 han ve kervansaray, ülkedeki vilâyet merkezlerinin çoğunda yoktur. İlhanlılar devrinin en muhteşem eseri Alemşah Kümbeti ve Mülk Köyü’nde bulunan Alemdar Doğan Beyazıt Kümbetidir.

Sivrihisar’da ilk minare Gecek Köyünde 1199 yılında Selçuk tarafından yaptırılmıştır. Sivrihisar merkezindeki ilk minare ise Hoşkadem Camisinin minaresidir. Bu minarenin mimari özelliği çoktur. Selçuklularda ve Osmanlılarda padişah hariç yönetimdeki kişiler hayatlarında yalnızca bir tek minare yaptırabildikleri için minare yapımına çok itina göstermişler ve mimarisi için gereken önemi vermişlerdir.