Anne Kokan Şiirler

 Anne Kokan Şiirler

  Okunma: 16749 - Yorum: 3
  1. #1
    Merhaba anne,
    Yine ben geldim.
    Merak etme okuldan çıktım da geldim.
    Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
    Ali, 'Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder.'
    demişti de onun için söylüyorum.
    Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde
    soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
    Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi
    Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
    Şimdi iyi biliyorum anne.
    Hani geçen geldiğimde:
    Şuram acıyor işte, şuram demiştim de
    Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
    Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Hem de her gün acıyor anne her gün.

    Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
    Elinden tutup okula getirdi.
    Yakası da danteldi.
    Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
    Ben de ağladım,
    Ağladım hiç de utanmadım.
    Öğretmen ne oldu dedi?
    Düştüm, dizim çok acıyor dedim.
    Yalan söyledim anne.
    Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

    Bugün ben de saçım örülsün istedim.
    Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
    Dantel yaka istedim.
    Babam; 'Ben bilmem ki kızım.' dedi.
    Bari okula sen ***ür dedim.
    'Kızım, iş...' dedi.
    Ben de bana ne dedim, ağladım.
    'Kızım, ekmek' dedi babam.
    Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
    Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne.

    Herkesin çorapları bembeyaz,
    benimkiler gri gibi.
    Zeynep, 'Annem, beyazlara
    renkli çamaşır
    katmadan yıkıyormuş' dedi.
    Babam hepsini birlikte yıkıyor.
    Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
    Uffff, babam, her gün domates
    peynir koyuyor beslenmeme.
    Üzülmesin diye söylemiyorum ama
    Arkadaşlarım her gün kurabiye,
    börek, pasta getiriyor.
    Biliyorum babam pasta yapmasını
    bilmez anne.

    Hava kararıyor, ben gideyim anne.
    Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
    Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
    Kim bozuyor toprağını,
    Çiçeklerini kim koparıyor?
    İzin verme anne,
    Ne olur toprağına el sürdürme!
    Eve gidince aklıma geliyor bi de
    bunun için ağlıyorum anne.
    Bak, kavanoz yanımda,
    toprağından bir avuç daha alayım.
    Biliyor musun anne?
    Her gelişimde aldığım topraklarını
    Şu kavanozda biriktirdim.
    Üzerine de resmini yapıştırıp
    başucuma koydum.

    Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
    Kimseye söyleme ama anne
    Bazen de konuşuyorum onunla.
    Ne yapayım seni çok özlüyorum
    anne.
    Ha unutmadan,
    Öğretmen yarın anneyi anlatan
    bir yazı yazacaksınız dedi.
    Ben babama yazdıracağım.
    Öğretmen anlarsa çok kızar ama
    bana ne kızarsa kızsın.
    Ben seni hiç görmedim ki neyi,
    nasıl anlatacağım anne.

    Senin adın geçince sol yanım
    acıyor anne.
    Hiç bir şey yutamıyorum.
    Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
    Kağıda da böyle yazamam ya anne.
    Ben gidiyorum anne,
    Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp.
    Mutlaka gel anne,
    Sen rüyama gelmeyince
    Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
    Sol yanım acıyor anne.
    İşte tam şurası,
    Sol yanım çok acıyor anne.
    Seni çok özledim anne, çooook...

    Bedirhan Gökçe



  2. #2
    ben bu şiiri okuduğumda çok yoğun duygular içindeydim bugüne kadar rahat ve bolluk içinde yaşadım ve anne babmdan 1 fiske dahi yemedim bu şiiri okuduktan sonra hayatımda hiç ağlamadığım kadar ağladım şairi çok tebrik ediyorum ve bu duyguları yaşadını düşündüğümden yani bu tür şeyleri yaşmayanlar böyle şeyler yazamaz o yüzden böyle diyorum ve nansıl dayandığını sormak istiyorum kim bilir belkide intihar etti ben bu şiiri okudujtan sonra içimden birşeyler koparmışlar gibi veya daha kötü duygular yaşadım bu şiiri yazana dünyanın en iyi şiir yazan insan ödülünü vermeliydiler en azından ben öyle düşünüyorum
  3. #3
    bu şiiri Bedirhan Gökçe seslendiriyor. yazan ise AYLA AYDEMİR ÇOK GÜZEL BİR ŞİİR
  4. #4

    ey ölüm…!
    sendin bildim…
    öptüğüm

    ey ölüm…!
    sendin bildim…
    boğazımdaki kördüğüm

    ah ölüm…!
    su dinginliğinde akıp giderken hayat
    gül yanığı bir yürek kanadı…yaprağı tutuştu gülün
    kınalı güvercin kanat çırpıp uçamadı…toprağa düştü bugün
    .
    Annem…!
    canımın yarısı,
    göğümün güneşi…ömrümün sımsıcak umudu
    hüzün yüklü gün görmemiş gözlerini…ebediyete yumdu bugün

    Annem…!
    ne zaman üşüsem…
    ipek şal gibi sımsıcak sarıp-sarmalardı
    ne zaman umutsuzluğa düşsem…
    bahar çoşkusu gibi bitiveren…
    dört mevsim yediveren mor çiçekli bir daldı
    .
    Annem…!
    kirpikleri yağmur, gözleri deniz, saçları orman
    sesi gönlüme gıda, nefesi derdime derman
    dağlarca seven…rengârenk masum düşleri olan…
    karbeyazı mukaddes bir gül-dü
    şimdi…yakama iliştirdiğim…
    siyah-beyaz bir fotoğraftan bakıyor ufka asmış gözlerini
    sararmış yaprak gibi düştü toğrağın kucağına…öldü

    Annem…!
    nefesinde şifa bulduğum
    ıhlamur kokulu şelâle saçlarından yıldız derip…
    karanlıklarımda ışığına tutunduğum
    ay yüzlüm, mabedim
    senin bir gülüşüne güneşi kurban ederim

    Annem…!
    o ferahfeza gözlerindeki ışıl ışıl nur sönmüş
    gülüşünü yitirmiş o doyumsuz suz-i dilara yüzün…
    segâh-ı ağır semai’ye dönmüş
    kelebek kanadı ellerin sanki buz saçağı sarkıt...
    mübarek zemzemle kutsasam da
    yıllarca avuçlarımda saklasam da çözülmez…kaskatı donmuş

    Annem…!
    hiçbir yokluk seninkiyle boy ölçüşemiyor
    daha şimdiden...
    ne çok yoksun…
    bir bilsen…ne çok yoksun sen
    o şefkat yumağı kucağın nerde...?
    bir beton sancı kan...gülleri açan göğsümde
    .
    merhem olmuyor ağıtlar…
    sensiz her yanım sis, her yanım pus…sanki cehennem
    yıkık-dükük tarumar…viraneye döndü gönül çilehanem
    .
    ne sütün kadar beyaz kefenine sarılmalarım
    ne alnına kondurduğum veda buselerim
    ne de mübarek ayaklarınla bastığın yerlere yüz sürmelerim
    içimdeki feryadı dindirmeye…hasret yangınını söndürmeye yetmedi
    hayalinle avunurum sandım
    şu cihandaki hiçbir çiçeğin kukusu…kokun gibi beni bahtiyar etmedi

    Annem…!
    bir bilsen…
    yerine hiç kimseyi koyamadığımı…çıkıp geleceksin
    açıversen o hüzzam bakışlı gözlerini…;
    sanki güneşi içtiğimi…
    kezzap kuyusuna düştüğümü…
    Hiroşima gibi yanıp tutuştuğumu göreceksin

    Annem…!
    ses verirsen dualarıma…
    giriverirsen rüyalarıma…
    el vurursan kanayan yaralarıma
    bir lahza…sana kavuştuğumu hissedip rahatlayacağım
    bir kerecik “Gel” deyiverirsen…
    pamuk şekeri bulmuş çocuklar gibi koşup…
    o Firdevs-i Cennet kucağına atlayacağım

    Annem…!
    tek tesellim…
    seni Yüce Yaradan’a teslemek
    üşümeyeceksin artık…
    güneşin kızıl göğsüne yaslamak
    .
    dilerim…bu şiiri Melekler sana okusun
    mekânın Cennetül-Adn’da kurulsun
    Efendilerimiz komşun…Allah’ın rahmeti, mağfireti üzerine olsun
    ebedi istirahatgâhın nur ile dolsun

    ..
    .
    Annem…!
    gül yüzlüm…melekler gibi derin derin uyuyorsun
    ve hep uyuyacaksın…bu öksüz yüreğin en müstesna yerinde
    vuslata erene kadar…
    özlemlerimi yağmur bulutlarına sarıp…her gün çisil çisil yağacağım kabrine
    buselik göz yaşları ve suzinak dualar göndereceğim…
    sonsuz uykunda baş yastığına tüy olsun diye

    Annem…!
    kimi yaraların kabuk bağlamadığını
    ve ölümün taptaze bir başlangıç olduğunu bilsem de…
    her dem…boyanmayı özleyeceğim o sıcacık sevginin rengine
    hangi ateş sönmedi ki…hangi deli rüzgâr dinmedi ki…
    sonunun ölüme varacağını bile bile

    Annem…!
    teri gül, teni gül Annem…!
    bütün güllerin kalbi kırık
    hiçbir sözün teselli etme gücü yok...
    dile gelmiyor ebedi ayrılık
    sen...anılar denizinde bir beyaz yunussun artık
    .
    durdu zaman…üfleyip söndürmüş olmalı ecel bana inat
    sensiz lâl kesildi adeta cümle hayat
    teri gül, teni gül Anem…! nur içinde yat!
    nur içinde yat!
    nur içinde yat!

    ..
    .
    Annem…!

    1997

    *tahsin özmen bez bebekler de üşür çatım&baskı yay ank 2006

    Konu selma_ecer tarafından (11-10-2012 Saat 14:08 ) değiştirilmiştir.