Ebru Gündeş Kimdir?

 Ebru Gündeş Kimdir?

  Okunma: 15324 - Yorum: 1
  1. #1
    Ebru Gündeş Kimdir?12.10.1974 İstanbul doğumlu. İlkokulu Ankara'da okudu. Daha sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a gelen Ebru Gündeş, maddi imkansızlıkları yüzünden öğrenimini yarım bırakmak zorunda kaldı.

    - Küçük yaşlarda sesinin güzelliği çevresindekilerce farkdildi. Daha sonra bir yakınları, o sıralar kurulma aşamasında olan Raks Neşe Müzik'in ortağı Neşe Demirkat'a Ebru Gündeş ve annesi Müjgan Kumartaşlıoğlu'nu götürerek görüştürdü.

    - Dinlediği ilk anda büyüleyen ve bu muhteşem sesi Türk halkının beğenisine sunmak istediğini söyleyen Neşe Demirkat, Ebru Gündeş'i ünlü prodüktör Koral Sarıtaş ve Selçuk Tekay'ın profesyonel ellerine teslim etti.

    - Koral Sarıtaş, sahne tecrübesi kazanması için Ebru Gündeş'in Emel Sayın'a vokal yapmasını istedi. Sayın'a bir ay vokal yapan Gündeş, ilk sahne deneyimini böylelikle yaşamış oldu.

    - Bu gelişmeleri takiben 1994 yılında ilk albümü "Tanrı Misafiri" çıktı. Ajda Pekkan'ın seslendirdiği bu şarkıyı Ebru Gündeş'in sesi ve yorumuyla dinleyenler onu benimsemekte güçlük çekmediler. Ve o günlerde "Bu kadar küçük bedenden, böylesine kuvvetli bir ses nasıl çıkar" diyenlerin hayranlıkları her geçen gün daha da arttı.

    - İlk albümüyle müzik piyasasındaki kalıcılığını ispat eden Ebru Gündeş 1.250.000'lik bir tiraj elde etti.

    - Bir anda Türkiye'nin gündeminde bomba gibi patlayan Gündeş'in bu başarısı ikinci albümü "Tatlı Bela" ile iyice perçinlendi.

    - Daha sonra üçüncü albümü "Ben Daha Büyümedim" diğer çalışmalarını takip eden başarılı bir albüm oldu.

    - Dördüncü albümü "Kurtlar Sofrası".

    - Beşinci albümü "Sen Allah'ın Bir Lutfusun"

    - Altıncı albümü "Döne Ne Olur" ile müzik marketlerdeki yerini alan Ebru Gündeş'in bu çalışması son dönemin en iyi satan albümleri arasında yer almaktadır.

    - "Dön Ne Olur" albümünün basın tanıtımı sırasında elim bir rahatsızlık geçiren Ebru Gündeş, 1 Aralık 1999 günü beyin kanaması teşhisiyle yattığı hastanede 2 ciddi ameliyat geçirerek 16 Aralık 1999 günü taburcu oldu.

    - 2001 yılında çıkardığı yedinci; AHDIM OLSUN isimli albümünde Türkiye'nin en iyi söz yazarları, bestecileri ve aranjörleriyle çalışan Ebru Gündeş albüm kalitesi ve tirajıyla müzik piyasasının gündemine oturmayı yine başarmıştı.

    - 2003 yılında ise adı ŞAHANE albümü sevenleriyle buluştu. Sekizinci albümüyle bugüne kadar elde ettiğibaşarıyı ve satış grafiğini yakalayan Gündeş; bunun haklı gururunu taşıdı.

    - Ve son albümü BİZE DE BU YAKIŞIR ile müzik marketlerdeki yerini alan Gündeş, kariyerinin en güzel ve verimli günlerini yaşadığını söyleyerek son hız çalışmalarına devam ediyor.



  2. #2
    Kendini zor bir kadın olarak tanımlayan Ebru Gündeş, " Ben kuralları,oturmuş belli bir hayatı düzeni olan zor bir kadınım. Bir insanın benimle olması çok zor. Ben çok severim. Bir erkeğin bir kadından isteyebileceği en güzel şeyin o olduğuna inanıyorum.Reddedilmeye tahammül edemem diyen Gündeş, "Artık kendimi yıpratmayacağım,buna müsaade etmeyeceğim" diyor.

    Geçirdiği beyin kanaması ile sevenlerine korkulu anlar yaşatan ama yaşama bağlılığı ile eski günlerine kısa sürede dönen Ebru Gündeş, artık hayata daha sıkı bağlı.Gündeş hayatındaki en önemli şeyin işi olduğunu söylüyor."Ben işimi yaşayan bir insanım. İşim olmassa hayatıma giren yegane ışık kapanır.Ve ben karanlıkta kalırım" diyen Gündeş, işine geri dönmeseydi psikolojik olarak bunalıma gireceğini söylüyor.Ebru Gündeş artık hayatında hiçbir şeyi planlamadığını söylüyor... Sadece günü ve saati yaşadığını söyleyen sanatçı, "Hiç bir şey plana ve programa göre olmuyor" diyor.

    Üzüldüğümüz insanlara hayranlık duyamayız, oysa Ebru Gündeş bunu başarmıştı. Bakın, nasıl... "Allah bana Zeki Müren gibi sahnede ölüm nasip ederse ne kadar sevinirim. Keşke şu en güzel dönemimde sahnede ölebilsem." Nisan 1998'de verdiği bir röportajda, şarkı söylemeyi ne kadar sevdiğini anlatırken böyle söyledi Ebru Gündeş. Bu sözlerden 1.5 yıl sonra, onlarca kamera çekim yaparken, yani bütün bir ülkenin sahne olduğu bir "konser" sırasında az kalsın ölüyordu. Artık ezberlediğimiz yere düşme anı için yazılanların tümünde, özellikle gülümsemesi hatırlatılarak, Ebru'nun yaşam hırsıyla ölüme bile direndiği vurgulandı. İlk bakışta öyle görünüyor. Yine de şu cümlenin 23 yaşında bir genç kızın ağzından çıktığını unutmayalım: "Keşke en güzel dönemimde sahnede ölebilsem." Gerçeği bilmiyoruz ama o gülüşün, ölümün kendisine "sahnede" nasip edilmesinden kaynaklanmış olması pek muhtemel.

    Hayatının temel belirleyeni ihtiras olan bütün insanlar gibi durmadan koşuyordu ama, zaman zaman bu "delice koşu"nun bitmesini de arzuluyordu. Kendini yukarda hisseden herkes gibi, bir gün aşağı düşmekten delice korkuyordu; bir gün düşmekten delicesine korkan herkes gibi, ölümün "en güzel dönemde" gelmesini arzuluyordu. Çok güçlü, hayatı çok seven, çok iradeli bir insan olduğu söylendi hep. Sanki, zaman zaman çok zayıf, hayatla her an vedalaşabilecek kadar yorgun ve iradesiz de olabildiği söylense, haksızlık edilecek.

    Oysa o bunların hepsinin toplamıydı ve öyle olduğunu hiçbir zaman gizlememişti. Zayıflığını itiraf edebilecek kadar güçlüydü; halk, şarkılarının yanı sıra "dobra, delikanlı" yanını da çok sevmişti. Hatta belki o yanını daha çok.

    Biri için üzülüyorsak ona hayranlık duymamız zorlaşır. Ama biri bunu bir kez sağlarsa, artık ne yaparsa affedilir. Ebru Gündeş bunu başarabilen nadir insanlardan biriydi. Yaşıyla, çelimsizliğiyle, babasına özlemi ve baba öfkesiyle, terkediş ve terkedilişleriyle örülü hikâyesi böyle bir konum sağladı ona. Artık yalan da söylese (defalarca söyledi), burnu büyüklük de etse (defalarca yaptı), gömlek değiştirir gibi sevgili de değiştirse (defalarca değiştirdi) affedilecekti (defalarca affedildi



    1007 - Ebru Gündeş Kimdir?