Böbrek Üstü Bezi Hormonlarının Görevleri

Böbrek Üstü Bezleri Hormonları :
a-)Adrenalin (epinefrin) : Öz bölgesinden devamlı olarak az miktarda salgılanır. Öfke , korku , üzüntü , sevinç , sinirsel bozukluk durumlarında salgılanması artar.

Görevleri şunlardır :
1-) Kalp atışını hızlandırır.
2-) Kan basıncını yükseltir.
3-) Karaciğer ve kaslardaki glikojen miktarını azaltır.
4-) Kandaki glikoz miktarını yükseltir.
5-) Kanın pıhtılaşma hızını yükseltir.
6-) Göz bebeğinin büyümesine ve tüylerin diken diken olmasına neden olur.
7-) Kan damarlarının genişlemesine fakat derideki kılcal damarların daralmasına neden olur. Korkudan rengimizin sararmasının nedeni kılcal damarların daralmasıdır.
8-) Sindirimi durdurur.
9-) Duran kalbin tekrar çalıştırılmasında rol oynar.
10-) Sempatik sinirlerin faaliyetlerini arttırır.


b-)Noradrenalin (norepinefrin) : Kan damarlarının kasılmasında etkili olur. Kan basıncının artmasına neden olur. Kan şekeri ve kalp çarpması üzerinde etkilidir ama etkisi zayıftır.


c-)Kortizol Hormonu : Bu hormon proteinlerin karbonhidratlara dönüşmesinde etkilidir. Kan şekerini ve karaciğerde glikojen depolanmasını artırır. Glikozun oksidasyonunu sağlar. Proteinler ve amino asitler üzerindeki yıkıcı etkilerinden dolayı idrardaki azot miktarını artırır. Amino asitleri glikoza çevirecek enzimlerin karaciğer hücrelerine geçişini sağlar , böylece bir yandan glikoz yapımı artar , diğer yandan kullanımı azalırken , kan şekeri de artmış olur. Bu artış adrenal diabeti (yüksek kan şekeri ) meydana getirir. Kortizol yağ metabolizmasında az da olsa etkilidir. Kortizol kılcal damar yüzeyinin geçirgenliğini azaltarak iltihaplı dokulara protein sızmasını önler.


Eğer kortizolün miktarı çok artarsa o zaman kortizol , CRF yapımını azaltmak üzere hipotalamusu etkiler. Hipotalamus ise ACTH yapımını azaltmak üzere hipofiz üzerine menfi etki (negatif feed-back) yapar. ACTH azalması kortizol salgılanmasını azaltır. Böylece , plazmada kortizol seviyesi , normal sınırlarda kalır.


Bu hormon tedavi amaçlı olarak , iltihaplanmalarda , alerji ve romatizma tedavisinde kullanılır.


d-)Aldosteron Hormonu : Aldesteron hormonu Na ve Cl iyonlarının böbreklerde geri emilmesini ve potasyumun salgılanmasını sağlar. Kandaki , doku sıvısındaki ve hücrelerdeki iyon derişimi bu hormon ile salgılanır. Eğer bu hormon az salgılanırsa kan basıncı düşer , dokulardaki sıvı azalır , NaCl salgılanması artar. Kanda potasyum iyonları çoğalıp buna karşılık kalsiyum iyonları azalacağından kaslar yorulur. Deri tunç rengini alır (Addison hastalığı). Aldosteron hormonunun fazla salgılanması ise ; Na ve Cl iyonlarının tutulmasına , K iyonlarının azalmasına dokular arasında su tutulmasına , kas zayıflamalarına , kan basıncı yükselmesine sebep olur (Conn Sendromu)


e-)Androjen Hormonları : En önemlileri Testosteron ve Adrenosteron’dur. Testosteron hormonu anabolik hormonlar arasında yer almaktadır. Testosteronun vücut proteinlerini çoğalttığının en önemli bir belirtisi ve sonucu vücutta azot bilançosunu pozitif yapması , yani vücuda besinlerle alınan azot miktarına göre , vücuttan atılan maddeler içindeki toplam azotu daha azaltması , böylece vücuttaki toplam azot miktarını artırmasıdır. Azotun en büyük kısmı proteinlerin yapıtaşı olan amino asitlerin amino gruplarında bulunur. Yani , vücut azotunun fark edilir şekilde artması vücutta proteinlerin artmasıyla olur. Böylece azotun artması protein artmasının bir belirtisini teşkil eder. Parçalanan proteinler çoğaldığı zaman da azot bilançosu negatif hale gelir. Çünkü yanma olaylarında kullanılan amino asitlerin amino grubundan çıkan azot , üre halinde idrara verilir ve çıkarılır.


Testosteronun anabolik etkisinin ikinci belirtisi ve en önemli sonucu kasların gelişmesi ve büyümesidir. Kas yapısının en büyük kısmı proteinlerden oluşur. Kasların büyüyüp gelişmesi ve vücudun atletik görünüm alması kadınlardan ziyade erkeklerde belirgindir ve işte bu sonuç testosteronun anabolik etkisinin bir sonucudur.


Testosteronun zindelik ve dinçlik verici etkisi de , protein anabolizmasını artırmasına, aynı zamanda sübjektif düzeyde libidoyu destekleyip tamamlayacak psişik etkilerine bağlıdır.Ancak ileri yaşlardaki insana testosteron enjeksiyonları ile bu nitelikleri kazandırmak isterken , sonucun pek parlak olmayacağını , çünkü dinçlik , zindelik ve gençlik denen şeyin başka temelleri de olduğunu , bunların tümünü birden geri getirmeye çalışmanın mümkün olamayacağını hatırlamak yerinde olur.


Erkek çocuklarda adrenal korteks fazla çalışırsa , androjen hormonlarının salgılanması artar ve çocuk normal zamanından önce ergenliğe ulaşır. Bu çocuklarda ses kalınlaşır , kas yapısı ve kıllanma bakımından ergin erkeklere benzemeye başlarlar. Dişilerde ise ses kalınlaşır , sakal çıkar , eşeysel organlar körelir ve erkeksi özellikler kazanmaya neden olur.